KÖRPECİK FİDANLARIN KAHRAMAN OLDUĞU YERDİR; ŞANDIR, ŞEREFTİR ÇANAKKALE…

Yıllardan 1915, öngörü dürtüsü kuvvetli olan 57. Alay Komutanı Mustafa Kemal güçlü, stratejik ve kahraman Türk komutanı olmasının yanı sıra olağanüstü bir araştırma yeteneğine de sahipti. Binlerce yıl öncesinde yapılmış, tarih sayfalarında yer alan Truva Savaşı’nın hikayesinin her ayrıntısını bilmekteydi. 1913 yılında Truva bölgesiyle alakalı stratejik planları birebir incelemiş ve kendi stratejilerine de zemin oluşturarak yeniden orada bulunuyordu. Askerlerinin iyi yetiştirilmesine, bölgenin komutasının Enver Paşa, Cevat Paşa ve kendisinin idaresinde olmasına fazlaca güveniyordu. Nitekim güveni de boşa çıkmamıştı. “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler gelir, başka komutanlar hâkim olabilir” dedi genç askerlerine, büyük bir inanç vardı yüreklerde.

Dünya sahnesinde görülmemiş bir kahramanlık destanı yazılmaktaydı, ülkenin dört bir yanından neferler gözlerini kırpmadan savaşa katılmak için geliyordu. Kadını, çocuğu, genci, yaşlısı herkes elinden gelenin fazlasını yapıyor, cepheden cepheye şanlı bir tarih oluşturuyordu. Savaş teknolojisi bakımından dünyanın en gelişmiş ülkesi olan İngiltere basite aldığı bu bölgenin ve Türk insanının inanç dolu yüreğinin direnişi karşısında dumura uğramıştı. Denizden ve karadan son teknoloji silahlarla saldırmalarına rağmen Çanakkale bir türlü düşmüyor, halk fakru zaruret içerisinde dahi asla yılmıyordu. Bu topyekûn direniş karşısında dünya şoktaydı ve vatanını şerefiymişçesine savunan kahraman halkı gıptayla izliyordu. Askerlerine “Geldikleri gibi giderler” diyen Mustafa Kemal haklı çıkmıştı. Millî Mücadele’nin ilk kıvılcımı diyebileceğimiz başlangıcı, İstanbul’un düşmesine engel olunan Çanakkale geçilememiş kahraman Türk ordusu, kahraman halkla birlikte eşi benzeri görülmemiş bir zafere imza atmıştı. Şehit sayımız çok fazlaydı, buna rağmen insanımızdaki o gurur şehitlerimizin tertemiz kanlarıyla suladığı toprakları binlerce kez bizim kılıyordu.

Çanakkale Zaferi, dünyadaki sistemin de yeniden inşasına sebep oldu. Boğazlar ve Doğu Anadolu hâkimiyetiyle yanıp tutuşan Çarlık Rusya’sının çöküşünü hızlandırdı. Bolşevizm’in gelmesiyle savaş dışı kalan Rusya sayesinde Millî Mücadele hareketlerine büyük imkanlar sağlandı. Dünya denizlerinin birçoğuna hâkim olan İngiltere, Çanakkale Savaşı’nın ardından Kut’ül Ammare’de de bitap düşmüş Türkler tarafından yenilgiye uğratılınca sömürgeleri altındaki Hindistan’dan Kuzey Afrika’ya kadar millî kurtuluş hareketlerinin fitillenmesine sebep oldu. Osmanlı Devleti parçalanmaya yüz tutmuşken Enver, Esat, Cevat, Kazım, Fevzi, Fahrettin, İzettin ve Mustafa Kemal gibi kahraman Paşalar sayesinde vatanın kurtuluşunun en büyük adımı atılmış, daha sonraki Millî Mücadele dönemi savunma savaşlarında İsmet Paşa gibi isimlerin katılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mizin de temelleri atılmış oldu.

Bahsedilen şanlı kahramanlığı, basit bir savaşmış gibi adlandıramayacağımızı dönemin şart ve zorluklarını anlayarak, hissederek kavramalıyız. Bu sebeple ne pahasına olursa olsun şerefleriymişçesine sahiplendikleri vatanlarını kurtarmayı görev bilen, gözlerini kırpmadan ölüme giden körpecik hayatların, Subayların, Mehmetçiğin, Komutanların ve yüce yürekli halkın ruhlarının şad olmasını Yaradan’dan diliyorum. Bizlerin de Şanlı ve Şerefli Çanakkale Zaferi’mizin 106. yılı Kutlu Olsun!

YAZAN: Nur Eldemir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir